Ve Son’r’a
Hangi kaldırımdan geçsem, vurgun bir harabeyim…
“Duymadın ya çağrımı, heyhat! Kalbura döndü dünyam!”
Sikilesi bir silsile dünya!”
B. Karaca
İşte böyle:
Yırtıldı göğsü bulutların.
Süt boşaldı kocaman ve şehvetli memelerinden.
Arsız bir beyaz bürüdü gökyüzünü,
Ve o arsız süt tenine değdiği herkesi geçirdi kendinden.
Tabiat çıldırdı
Her bir yaratık daha fazlasını arzuluyordu
Ve olan oldu tabii
Kuşlar gagalarıyla parçalamaya başlayınca o şehvetli, kocaman memeleri,
Tanrı birden kıskandı yarattığı mahlûkatları:
“Ben olmalıydım, ben,” dedi,
“Bu yıkımın mimarı…”
İşte öylece şaklattı kıyameti çağıran parmağını
Ben de kaçamadım tabii ki
Saçlarımdan süzülen o yapışkan sıvı
Bulaştı her bir hücreme.
Arınmaktan çok uzak bir vaziyetle,
Öylece bıraktım kendimi bu ilahî pisliğe.
Şimdi:
Bir kaldırım köşesinde otuz bir çeken tek dişli ayyaşın,
Nasırlı elleriyle çizdiği malafatından gelen
Kanlı bir irin gibi sızıyorken yaşamın içine.
Ey mabadından hayır görmediğim hayat!
Al da sok verdiklerini gerisin geriye kendine!
Ah, bilemedim ki…
İçimi kemiren ilahı sandığım bu hissiyatla kaç günümün ırzına geçmişim boşu boşuna
Ben
taş
toprak
evren
uzay
Tanrı diye sayıklarken
Meğerse
İki eğreti bacak arasından baktığım bir manzaranın
Tam ortasından sallanıp duran o topuzun gidip gelmeleri arasında sıkışıp kalmışım
Oysa ne hayaller kurmuştum ben yaşam adına…
Yaşam da o sallanan topuzu bir hediye gibi tutuşturmuş ellerime
Ben de saf gibi tüm o pisliği sevgiyle kazımışım kalbimin tam ortasına
ve kabul ettim;
Sikilesi bir silsile dünya!” sadece…








23Beğeniler






)




Normal
