Değilim
kelimelerle savunmuyorum varlığımı.
Sessizliğim bir açıklama,
nefes alışım yeterli bir gerekçe.
Bir zamanlar omuzlarımda taşıdığım
görünmez yükleri hatırlıyorum:
“Daha iyisi olmalısın,” diyen sesler,
“Biraz daha dayan,”
“Biraz daha sus,”
“Biraz daha eksik ol ki kabul edilesin.”
Oysa insan eksilerek büyümüyor.
Parçalanarak tamamlanmıyor.
Mükemmel olma fikrini
bir masanın üzerine bırakıyorum,
soğuk, sert ve bana ait olmayan bir eşya gibi.
Üzerinde başkalarının parmak izleri var.
Benim değil.
Hiç olmamış.
Herkesi mutlu etmek…
Ne ağır bir görevmiş meğer.
Sanki dünyanın havası bana emanet,
sanki biri üzülürse
benim kalbim kusurlu sayılacak.
Artık hayır.
Artık herkesin gökyüzü kendine.
Yaranmak için eğildiğim aynalarda
yüzüm yamulmuştu.
Gülümsediğim her an
bir parçam daha susuyordu.
Şimdi doğruluyorum sırtımı,
kırıklarımı saklamadan.
Ben değerliyim.
Bunu kanıtlamak zorunda değilim.
Sessizken de, yorgunken de,
hiçbir şey başaramadığım günlerde de
değerim yerinde duruyor.
Çünkü değer,
alkışla ölçülen bir şey değil.
Çünkü var olmak,
başlı başına yeterli bir neden.
Beklentilerimi bırakıyorum,
ellerimden yavaşça kayan kum gibi.
“Şöyle olmalıydım”ları,
“Keşke”leri,
başkalarının yazdığı senaryoları.
Hayat, prova yapılan bir sahne değil.
Tekrarı yok.
Ve ben artık kendi rolümü
başkasının ses tonuyla oynamıyorum.
Kendime yer açıyorum.
Hatalarıma,
duraklamalarıma,
yarım kalan cümlelerime.
Bugün güçlü değilsem, sorun değil.
Bugün ağlıyorsam, bu da bir ilerleme.
Bugün sadece nefes alıyorsam,
işte bu da yaşamın ta kendisi.
Artık acelem yok.
Kimseye yetişmiyorum.
Kimseyi ikna etmiyorum.
Kendime doğru yürüyorum.
Yavaş,
dürüst
ve ilk kez
gerçek.








14Beğeniler





Normal
