Sondan Bir Önce
buruşuk elleri engellemeye çalışıyordu cesaretini
sırlar henüz hazır değildi ortaya çıkmaya çıkmaya
sonuna gelmişken ona yazılan kaderin
o da biliyordu
bu hayatta hazır olmak diye bir şey yoktu
kaderi
şeytanın nefesiyle yıkanmış
güzel gözlü
ama
tehditkar bakışlı bir falcının dudakları arasına sıkışmış gibi irkildi
oysa ki
hiç kabul etmemişti kaderinin başkası tarafından yazılmış olma ihtimalini
uzaktan bakıp geçip gittiği onca seçeneği düşündü
tercihler onun en büyük silahıydı
ve ilk defa
bir an da olsa tereddüt etti
seçtim dediği şeylerin ona ne kadar ait olduğuna karar veremedi
düştü
düşüyordu
üşüyordu sanki
birden
anlamsız uğultular arasında si’r’kildi kulakları
bilmediği binbir türlü arzuyla doluyordu bedeni
ama
o kendinden geçmiş arzular bile zamanı dolmuş o sarkık memelere tutunmak istemedi
tamamen karanlığa döndü yüzünü
ne dediğini anlamaya çalışırken karanlığına dolan uğultunun
hayatının gereksiz bir eğlenti gibi arsız ve gereksiz olduğunu da kavradı
işte tam o an
daha duymadığı küfürlerle kirlendi ağzı
tutamadı kendini
haykırdı
ey hayat buruşup sarktıktan sonra bana yolladığın her duygunun içinde şişe kırayım
sonra da o şişeyi gırtlağına sokayım emi
aranan ilahi bir uyarıcı gibi
öfke toparladı az biraz dağılmış ruhunu
hatırladı
hatırlaması gerekeni
her şey kaderi inkar etmekle şahlanmıştı
sinsi bir tebessüm yerleşti yüzüne
dolarken ona verilmiş zaman
pişmanlığın yamacında bekleyen gölgesini de tanrısına geri yolladı








19Beğeniler
hemen neye takıldım anlamış




Normal
