Tutunamayanlar

-Abe yakışıklı, kolundaki pirensese
bir çiçek almaz mısın
bir demet kokina’yı satabilmek için
kırk takla atmış
fal bakayım diye nasıl ısrar etmişti
ya o çingene kızın duası kabul olmuş
ya da aşk
kısa bir süreliğine bizi seçmişti
ki aşk dediğin
celladını sevmek değil miydi zaten
uçmayı deneyen acemi kuşlar gibi
nasıl bırakmıştık kendimizi
aşkın dipsiz uçurumlarına
vurgun yemekten korkmayan bıçkın süngerciler gibi
dalıp aşkın en derinine
nasıl okşamıştık aşkın lepiska saçlarını
ben k’ırkına merdiven dayamış çınar
o dalları çiçeklenmiş kiraz ağ’acı
hayra yorulmasa da içinde biz geçen rüyalar
bütün rüyaları tozpembeye boyayıp
boynumuz kıldan ince demiştik aşka
oysa geliyordu gelmekte olan
büyüdükçe büyüyordu ayrılığın gölgesi
su donuyor
ateş sönüyor
ayağı kırık atlar gibi tökezliyordu sevdamız
biz tozpembe olsun diye çabaladıkça
kızıla öykündü aşkın tuvali
sonunda…
a dedik ayrılık oldu
b dedik bitti sevdamız
bir öfkenin yamacında
haritasını kaybettik mutluluğun
geriye soğuk bir yatak ve
duvara çarpılmış kadeh parçaları kaldı
düştüğümüz o yankısız uçurumda
bize uzatılan bir merdivendi aşk
t u t u n a m a d ı k
yalan oldu çingene kızın falı
k a v u ş a m a d ı k








22Beğeniler






Ağaç şeklinde