Tekil mesaj gösterimi
Gönderi : 13 Ocak 2026, 02:39
uykusuzadam
uykusuzadam isimli Üye şimdilik offline konumundadır      
Yanıt: Eğitim şart
Hacer kullanıcısının gönderdiği mesajdan alıntı
Gönderiyi Aç

Değerli yorumun için teşekkür ederim @ uykusuzadam .

Ben en büyük oğlunuzdan 5 yaş büyüküm.

Çocuk yetiştirmek bu devirde gerçekten çok zor. Dediğiniz gibi sevgi çok ama çok önemli. Çocuk eğitiminde babalar genelde daha sert oluyor, sevgilerini göstermekte zorlanıyorlar. Hatta bir arkadaşım anlatmıştı; eşi ailesinin yanında çocuğunu sevmezmiş, kucağına almazmış, ağlasa bile !
Ayıp sayılırmış! Bunu da bizim kültürümüzün bir parçası olarak göstermeye çalışıyorlar ama ben bunu asla kabul etmiyorum. Böyle bir gelenek olamaz! Bu devirde hala böyle düşünen insanların olması beni gerçekten çok şaşırtmıştı.

Dediğiniz gibi, Denge ve sevgi çok önemli.

Ben Almanya’da doğup büyüdüm. Ailemden hiç dayak yemedim. Yaramaz bir çocuk da değildim. Erkek çocuklar biraz daha aktif oluyorlar, bu çok normal. Annemle babam çalışıyordu, bu yüzden erken yaşta büyüyüp sorumluluk almak zorunda kaldım. Babam dışarıdan bakıldığında bayağı serttir ama yüreği yumuşacıktır. Eski nesilden, pek sevgi görmemiş bir insan. Çok erken yaşta Almanya’ya gelip çalışmak zorunda kalmış, hayat ona farklı bir yol çizmiş.

Buradaki ortam tabii ki daha farklı. Çevremde gördüğüm kadarıyla çok fazla hata yapıldığını düşünüyorum. Bir çocuğun özgüveni elbette çok önemli; onu bir birey olarak görmek gerekir. Ama çocuk her konuda kendi başına karar veremez. Doğruyu yanlışı öğrenmesi gerekir.

Dilerim ki daha merhametli çocuklar yetiştirelim.
Okulda bunu her gün görüyorum ve gerçekten çok üzülüyorum.
Bazı çocuklar ne yazık ki çok zorba, merhametsiz ve sevgisiz…



Cevabınızı o gün okudum ancak uygun zamanım pek olmadı.

Evet, çocuk yetiştirmek zor ve bilinçli ebeveynler için ciddi bir konu... Bilinçli yazınca ayrımcı görünmüş olabilir. Şöyle ki; birçok aile (duruma göre) gerek ekonomik durumları, gerek kültürleri, gerek farkındalıkları, gerek sorumluluk duyguları ve gerekse kendilerini yetiştirmeleriyle (bu saydıklarımın biri de olabilir birkaçı ya da hepsi ve tabi aklıma gelmeyenler) farklı şekilde çocuk yetiştiriyor. Bizim coğrafyamızda etkisi tartışılmaz olan dini öğretiler, gelenek-görenek ve töreler cabası...

Bizler burada (ve benzer platformlarda) olaylara kendi yakın çevremiz (sokak, mahalle, şehir, aile, eş dost vb.) itibariyle baktığımız için genelde resmin bütününe bakmadan yazıp çiziyoruz. Oysa bambaşka hayatlar, bambaşka şartlar, bambaşka ortamlar var. Mesela (tabirimi mazur görün) varoş yerleşim yerlerinde yaşayan aileler ve çocukların tutumu ile daha nezih semtlerde yaşayanların tutumları, bakış açıları, refleks ve tepkileri daha farklı... Kaldı ki etkileşim de çok belirgin etken.

İçinde bulunduğumuz zamandaki sosyal çürümeyi, sosyal medya üzerinden kişisel üstünlük yarışını da ekleyin... Özenilen, rol model seçilenleri ve kolay yoldan zengin olma hırsını dahil etmedim bile...

Toplumun, yönetenler tarafından; maddi manevi birçok konuda ayrıştırılıp yalnızlaştırılması, ekonomik şartların ağırlığı, eğitimde sadece siyasi ve dini amaçlı müfredat ısrarı ve kalitesiz eğitim (bu noktada öğretmenlerin üstündeki baskının doğurduğu yılgınlık ve küslük hissi de öğretimde kaliteyi düşürmektedir) ve beraberinde 13-14 yaşına inen (cinayet dahil) suç ile uyuşturucu durumunu da ekleyin bunlara...

Böyle olunca da kişi kalitesi düşüyor maalesef. Kendi dedine düşen yetişkinlerin profil kalitesinin düşmesi doğal olarak çocuklara da yansıyor.

...

Evet, benim ailemde de (şimdi eskisi kadar değildir sanırım) büyüklerin yanında çocuk sevilmez. O kadar ki size bir olayı anlatayım. Amcamın oğlu, kanser tedavisi görüyor. Artık ümit kesildi sanırım. Birgün babam geldi beni abimin yattığı odadan (yanlış hatırlamıyorsam 6 ya da 8 yataklı oda) çıkarttı. Ben de doktor falan vizete gelecek zannettim. Vizit saati geçtiği için ne oldu diye sordum, dedi ki: "Çocuklar (bir oğlu, bir kızı var, o zaman çok küçükler) geliyor, büyüklerin yanında çocuk sevilmez!" İyi de ben abimden büyük değilim ki!" Dedim. Ters bir cevap verdi, hatırlamıyorum. Odadaki diğer hastaların hepsi çok yaşlı... Bu da ayrı konu...
Biz dışarıda bekledik. O içeride o yaşlı hastaların yanında çocuklarını sevdi.

İşte o zaman, kimin yanında olursa olsun çocuklarıma sevgi gösterme kararı aldım...

Dengeden kastım şu:
Gerek çocuğa konuşma, tercih yapma özgürlüğü noktasında, gerek diğer konularda seçme ve konuşma hakkı vermeli ama çocuk da bilmeli ki neyi istersem ailem kabul ederse olur. Bu da zaman içinde aşılanan bilinçle oluyor...

Seçme ve söz söyleme hakkı var ama başına buyruk, haddini aşma, boş konuşma, ben ne dersem olur noktasına vardırmadan... O bilinci vererek. Yoksa çok sıkıntılı şeyler olabilir, çocuk kontrolden çıkabilir...

...

Ben lise mezunuyum. Üniversite sınavına girdim, sonuçlar geldi, zarfın üzerine puanıma göre kaydolabileceğim okulları yazdım (o zaman İzmit'te halamdayım, babam da orada ve kendisi ilkokul müdürü) masanın üstüne koydum, dışarı çıktım. Geldiğimde babam kasabaya dönmek için çıkmış. Zarfa baktım tercihlerimin çoğunu silmiş ve "Bunlar ne, adam akıllı tercih yap!" Gibisinden bir şeyler yazmış. Benim için üniversite hayatı o anda bitti. Daha doğrusu okuma isteğim kayboldu... Onun dediği gibi adam akıllı tercih yaptım doğal olarak. Ve tabi hiçbir yeri kazanamadım. Sonrasında da okumadım...

Büyük oğlum gemi makineleri mühendisliği kazandı, 4 yıl okudu, alttan dersleri vardı (meslek zor olunca okulu da o kadar zorlu oluyor doğal olarak) bıraktı. Kendine iş buldu çalışıyor. Önce garson, sonra barista şimdi de barmem. İşi için "Hem aile yaşantısı hem de gelecek açısından tereddütlerim olduğunu" gerekçeleriyle anlattığımda "Ben mutluyum baba!" Dedi. Konu benim için o anda kapandı...

Belki doğru örnekler vermedim ama durum bu...
Her şey yaklaşımla alakalı...
O zaman da dengeyi kurabiliyor insan...

Son olarak, yukarıda değindiğim aile büyükleri önünde çocuğa sevgi gösterilmemesi bir yana babalar genel olarak da sevgi gösterme özürlüdür bizim topraklarımızda maalesef.

Diğer yandan doğru bulmuyorum ama anlıyorum. Şöyle ki; onlar da sevgisiz büyüdüler... Domino etkisi gibi yani... Ama çocukları sevmedikleri için değil, biraz saygı şekli ama daha çok kontrolü ve otoriteyi elden bırakmamak için...

Geldiğimiz bu noktada, bu keyifli sohbette yazdığımız yukarıdaki endişeler belki de büyüklerimiz gibi davranmadığımız içindir.

İşte bu noktada da yine denge giriyor devreye...

Onlar sevgi göstermeme konusunda, şimdiki bizler de sevgiyi fazla gösterme konusunda dengeyi sağlayamıyoruz belki de...


Piuuu amma yazmışım...
Sohbet için teşekkür ederim.
Esenlikler dilerim...

    Alıntı ile Yanıt