muttasıl gürleyen bir gökyüzüydüm
can kulağıyla dinleseniz
duyacaktınız içimdeki fırtınanın ayak sesini
duymasanız da görecektiniz
kundakçısına aşık bir orman gibi
sizden bir kıvılcım beklediğimi
mürdüm rengi akşamlarda
kalbimi bir pankart gibi açmış
kangren şiirler asmıştım
köprüden önceki o son çıkışa
okusanız…
sizinle bir yastığa baş koymayı düşlediğimi
bilecek
ateşe pike yapan pervaneler gibi
ateşinize uçtuğumu
görecektiniz
öyle t’uzaktınız ki…
kalbi pas tutmuş
metal bir kuğuydunuz
size zil zurna aşık olduğumu
bilmediniz b i l e m e d i n i z
birlikte bir tarih yazmaya bir gülüşünüz yetecekti
gülmediniz matmazel g ü l e m e d i n i z
siz bir gülüşü bile esirgeyince
hüznün kızıl tayları
şaha kalktı içim de
kan revan oldu göğsüm
sanırsınız bir savaştan çıktım
ahh ben sizi çocuklar kadar masum sevdim
oysa…
hep azı karar
çoğu zarardı sizin sevmeleriniz
hep kekremsi
hep acı…
şimdi…
sütten ağzı yanan kalbime
aşkı yasakladım ve
aşka açtığım kapıları kırk kilitle kilitleyip
aşka giden bütün köprüleri bir bir yıktım
çöplük kuşları gibi mutsuz olsam da
Polyanna’ya taş çıkartırcasına
mutluyum taklidi yapıyorum
siz arka bahçeniz de ölü toprağı sererken
aşkımın üstüne…
yüzüme şapşal bir tebessüm asıp
“dünya yansa yorganım yok içinde” umursamazlığıyla
vara yoğa gülüyor
durduk yere anlamsız kahkahalar atıyorum
aşktan ölünmüyormuş matmazel
bakınız…
bende ölmüyorum
Son Düzenleyen: Münzevi | 17 Ocak 2026 18:15.