Olmak Sorunsalı
İnsan kendisi olmaya çalışıyor, ayakları üzerinde durmaya uğraşıyor. Ama işte ayakları bazen yere değil, bir çarka basıyor; o çark dönüyor, sen koşuyorsun, koşuyorsunsonunda fark ediyorsun ki bir farenin kafesine sıkışmış gibisin.
Şartlar ağır. Rakip dediğin sadece yanındaki insan değil; sistemin kendisi de karşında. Sana sürekli daha fazlasını, daha iyisini, daha hızlısını dayatıyor. Ve sen, kendin olma yolunda çabalarken,
en çok kendinden uzaklaşıyorsun.
Ben artık o koşunun içindeyim diyemiyorum. Beyaz bayrağı kaldırıyorum. Çünkü kazanmak için uğraştığım şey belki de baştan kaybedilmiş bir oyundu. Ne olabiliyorsam, onunla yetineceğim. Fazlasını kovalamayacağım.
Olmak sorunsalı dediğimiz şey belki de buydu: Kendimizden başka herkese yetişmeye çalışırken kendimize geç kalmamız. Ben artık kendime yetişmek istiyorum. Çarkı kırmadan, ama içinde de koşmadan. Olduğum kadar, olduğum yerde.