Neşet Ertaş, 25 Eylül 1938’de Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesinde doğdu. Babası, büyük halk ozanı Muharrem Ertaş idi. Küçük yaşlardan itibaren bozlak geleneğiyle, sazla ve halk şiiriyle büyüdü. Okul hayatı kısa sürdü; yaşamını müzikle kazanmak zorunda kaldı.
1950’li yıllardan itibaren Anadolu’yu karış karış dolaşarak düğünlerde, köy odalarında, meydanlarda çalıp söyledi. Onun müziği;
aşkı,
ayrılığı,
yoksulluğu,
insan olmanın özünü
çok sade ama derin bir dille anlattı. Kendisini hiçbir zaman “sanatçı” olarak tanımlamadı; “Biz halkın ozanıyız” demeyi tercih etti.
1970’li yıllarda parmak felci geçirdi ve bir süre müziğe ara vermek zorunda kaldı. Tedavi için gittiği Almanya’da uzun yıllar yaşadı. 2000’li yıllarda Türkiye’ye döndüğünde, halk onu hiç unutmamıştı.
Devlet sanatçılığı teklifini “Hepimiz bu milletin sanatçısıyız” diyerek reddetmesi, onun karakterini ve duruşunu en iyi anlatan anekdotlardan biridir.
Neşet Ertaş, 25 Eylül 2012’de hayatını kaybetti.
Döneme Damga Vuran ve En Sevilen Şarkısı
Bu eser;
Anadolu insanının iç dünyasını,
sevdayı,
kaderi
bozlak geleneğinin zirvesinde anlatır.
Neşet Ertaş denildiğinde ilk akla gelen, kuşaktan kuşağa aktarılan bir halk mirasıdır.