Değerli Madenler
Dün akşam, bir süpermarkette, kızlı erkekli 7-8 kişilik bir ergen grubuna denk geldim. En fazla lise çağındaydılar. Bir süre marketin içinde dolaştılar, koştular, sözleri seks içeren şarkıları denensin diye orada duran hoparlörlerden açıp dans figürleri yaptılar, şarkının içeriğine uygun sesler çıkarıp, reyonların aralarında kayboldular. Bir süre sonra, güvenlikler tarafından marketten atıldıklarını gördüm. Enteresandı.
Ben Z jenerasyonunu çok seven, onlardan çok umutlu olan, kronik stress ve sosyal medya ile büyüdükleri halde, çok sağlam durduklarını düşünen ve sıklıkla yanlış anlaşıldıklarına inanan bir Y jenerasyonu insanıyım. O yüzden bu bir “ben onların yaşındayken” yazısı değil. Evet, kendi ergenliğim ile karşılaştırıyorum çünkü referans sınırım o. Kendi ergenliğimde böyle davranışlarımın olmadığını biliyorum. Bundan dokuz sene öncesine kadar, o yaş grubundakilerle zaman geçirme fırsatım oluyordu. O zamanlar, o çocukların da böyle davrandıklarını hatırlamıyorum. Hoş, onlar da zaten Y jenerasyonu sonu, Z jenerasyonu başı çocuklarıydı. Yasak olan her şeyin olduğu gibi, cinselliğin ergen dünyasında her zaman büyük bir çekiciliği var da bunu gösterme, ifade etme şekli bu defa daha sıra dışıydı.
Güvenlik çocukları dağıtmayı tercih etmese ya da çocuklar marketten çıkmayı reddetseler, al sana “ahlaka aykırı davranış” diye kayıtlara geçecek bir olay. Düşünsene, daha lisedesin, arkadaşlarınla bir akşam eğlenmek için seçebileceğin en iyi yer süpermarket ve ordan da toplum içinde çıkardığın sesler yüzünden “ahlaksız” damgası yiyerek atıldığın için hayatına sicilinde bununla devam etmek zorunda kalıyorsun… Korkunç.
Bir de öbür türlüsünü düşünelim. Dört yaşındaki, henüz kendi bedenini bile yeni yeni tanıyan, kendini nasıl koruması gerektiğini öğretmeye yeni yeni başladığın çocuğunla markettesin ve bir grup ergen, tuhaf tuhaf hareketler ve sesler ile etrafında dolaşıyor. En iyi ihtimalle çocuğunu alır, “ben sizi yetiştirene…” düşünceleri ile oradan ayrılırsın… Üzücü.
“Gençtir, delikanlıdır, yapar. Hoş görmek lazım” ile, “bunlara birilerinin iyi bir ders vermesi lazım”ın sınırları nerede başlayıp, nerede bitiyor iyice bir düşünmek gerek. Bir çocuğu büyütmek için koca bir köy insan gerekiyorsa, bu genç insanlara yol göstermek için de önceki jenerasyonların tamamı gerekiyor. Pandemiyi de artık geride bıraktığımıza göre, ekranların önünde, dört duvarın arasında, sosyal medya baskısıyla geliştirdikleri sosyal yetileri, güzelce bir zımparalayıp, pırıl pırıl yapmak gerekiyor.
D.T.
23 Ocak 2026
… Because someone had to say it.