Tekil mesaj gösterimi
Gönderi : 30 Ocak 2026, 15:54
# 1
eFe
eFe isimli Üye şuanda  online konumundadır      
Yeter ki Gönül Soğumasın, Havalar Nasıl Olsa Isınır


Yeter ki Gönül Soğumasın, Havalar Nasıl Olsa Isınır

İnsan hayatı mevsimlere benzer. Kimi zaman içimizi ısıtan bir bahar gibi gelir günler; umut yeşerir, yüzler güler, kalpler hafifler. Kimi zaman da sert bir kış çöker ruhumuza. Geceler uzar, sözler azalır, sessizlik ağırlaşır. İşte tam da bu anlarda, insanın en çok ihtiyacı olan şey sıcak bir hava değil, sıcak bir gönüldür. Çünkü gönül soğudu mu, yaz ortasında bile üşür insan. Ama gönül diri kaldı mı, en soğuk kış bile çekilir hale gelir.

Soğuyan aslında çoğu zaman havalar değil, kalplerdir. İnsanlar birbirine yabancılaşır, bakışlar anlamını yitirir, kelimeler yarım kalır. Bir selam eksilir hayattan, bir hâl hatır sorma unutulur. Oysa gönül sıcaklığı, küçük ama samimi dokunuşlarla yaşar. İçten söylenmiş bir söz, sabırla dinlenen bir dert, yargılamadan uzatılan bir el… Bunlar insanın içini ısıtan gerçek ateştir.

Gönül soğuması, bir anda olmaz. Yavaş yavaş gerçekleşir. Anlaşılmadığını hisseden insan susar önce. Sonra suskunluk alışkanlık olur. Ardından kalp, kendini korumak için kabuğuna çekilir. İşte o noktada, dışarıdaki hava ne kadar güzel olursa olsun, içeride kış hüküm sürer. Bu yüzden mesele, mevsimlerin geçici soğuğu değil; kalıcı hale gelen gönül üşümesidir.

Oysa her şeyin bir çaresi vardır. Gönül soğumadan önce fark etmek gerekir. Kırılmadan önce onarmak, kopmadan önce tutmak… İnsan ilişkileri emek ister. Sevgi, ilgi ister. Her şeyden önce de niyet ister. “Nasıl olsa geçer” diye ertelenen her duygu, biraz daha uzaklaştırır insanları birbirinden. Halbuki gönül ısısını korumak, hayatı yaşanılır kılan en önemli şeydir.

Bazen insan, kendi gönlünü de ihmal eder. Yorulur, kırılır, tükenir ama bunu dile getirmez. Kendine bile şefkat göstermeyi unutur. Oysa insanın önce kendi gönlünü sıcak tutması gerekir. Kendini anlamayan, başkasını anlayamaz. Kendine merhameti olmayan, başkasına da olamaz. Gönül sıcaklığı, dışarıdan beklenen bir lütuf değil; içeriden beslenen bir hâlidir.

Bu yüzden denir ki: Yeter ki gönül soğumasın. Havalar nasıl olsa ısınır. Bugün karanlık gelen günler yarın aydınlanır. Soğuk rüzgârlar diner, güneş yeniden doğar. Ama soğuyan bir gönlü ısıtmak, geçen bir mevsimi beklemekten daha zordur. Kalp kırıldı mı, iz bırakır. Güven sarsıldı mı, onarımı zaman ister.

İnsan, gönlünü sıcak tutabildiği sürece hayata dayanabilir. Umudu diri kalan, sabrı tükenmeyen, sevgiyi küçümsemeyen insan; en zor zamanlarda bile ayakta kalır. Çünkü bilir ki bu da geçer. Bilir ki kış uzun sürse de bahar mutlaka gelir. Ama gönül üşürse, hiçbir bahar yeterince yeşertmez.

Sonuçta mesele şudur: Dünya değişir, insanlar değişir, şartlar değişir. Ama gönül soğumasın. İçimizdeki iyilik, anlayış ve merhamet eksilmesin. Çünkü havalar gerçekten ısınır. Takvim bunu garanti eder. Ama gönüllerin ısınması, insanın elindedir. Ve belki de hayattaki en büyük sorumluluğumuz budur: Kendi gönlümüzü ve dokunduğumuz gönülleri üşütmemek.

https://mircte.org/yeter-ki-gonul-sogumasin.html
Kullanıcı İmzası
    Alıntı ile Yanıt