Takvim Yaprakları Azalırken
Takvim Yaprakları Azalırken

Takvim duvarda sessizce duruyordu.
2026’ya birkaç gün kalmıştı. Günler küçülüyor, geceler uzuyor gibiydi. Sanki zaman, çocukluğun elinden tutup usulca uzaklaştırmıştı beni.
Ben eskiyi özledim.
Hani sabahların telaşsız olduğu, insanların kötü olabileceğini bilmediğim günleri…
Şımarıktım ama mutluydum. Bir gülüş her şeyi düzeltiyordu. Bir diz yarası, bir çikolata ile unutuluyordu. Dünya basitti; ya oyundu ya da hayal.
Şimdi ise büyümüş bir odam var.
Ama içimdeki çocuk, köşeye bırakılmış bir oyuncak gibi sessiz.
Onu ne zaman hatırlasam, kalbim hafifçe sızlıyor.
Pencereyi açıyorum. Soğuk hava yüzüme çarpıyor. Dışarıda insanlar aceleci, ışıklar yorgun. Herkes bir yerlere yetişiyor ama kimse çocukluğuna dönemiyor.
Takvime bakıyorum.
2026 geliyor.
Yeni umutlar, yeni korkular, yeni “keşke”ler ile…
Ama o an fark ediyorum:
Eski tamamen gitmedi.
Bazen bir kahkahanın içinde, bazen bir şarkının ilk notasında, bazen de durup hiçbir şey yapmadan gökyüzüne baktığımda geri geliyor.
Belki çocuk olmak, geçmişte kalmadı.
Belki sadece hatırlanmayı bekliyor.
Takvimden bir yaprak daha koparıyorum.
2026’ya bir gün daha yaklaştım.
Ve kendi kendime fısıldıyorum:
“Eskiyi özlüyorum…
Ama içimde hâlâ biraz eski var.”








7Beğeniler






Ağaç şeklinde