Münevver Seha Okuş Özveren

Bazı sesler vardır, adı bilinmez, ama kalbe kazınır.
Bir film karesinin loşluğunda, çizilmiş bir makaradan sızar..
Ve insan yıllarca şunu sorar: “Bu sesi kim söylüyor?”
1933’te İstanbul’da başladı hikâyesi. Çocuk yaşta müziğe tutundu, İstanbul Belediye
Konservatuvarı’nda Münir Nurettin Selçuk’tan, Emin Ongan’dan, Nevzat Atlığ’dan dersler aldı.
1958’de mezun olduğunda yolu klasik müzikten halk müziğine kıvrıldı.
Önce tereddüt etti, sonra toprağın sesini sevdi. “Halk müziği halkın özüdür” dedi ve ömrünü buna adadı.
İstanbul Radyosu’nda, konservatuvarda tam 35 yıl… Kadınlar Topluluğu’ndan Yurttan Sesler’e, repertuvarlardan genç seslere uzanan bir emek zinciri kurdu.
Dönüş filminde, Türkan Şoray ile Kadir İnanır’ın hikâyesine “Hasretinle Yandı Gönlüm”ü bıraktı. Yıllar sonra bile o sesi duyanlar, oldukları yere mıhlanır.
2002’de Kalan Müzik’ten çıkan “Hasretinle Yandı Gönlüm” albümü, bir arşivin değil, bir kalbin açılmasıydı.
1990’dan itibaren Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde hoca oldu, yol gösterdi, miras bıraktı. Popüler olmadı belki, ama saygın oldu. Sessiz, derin, billur.
Dün akşam aramızdan ayrıldı.🖤
















Ağaç şeklinde