Herkesin Yükü Kendi Yolunu Ağırlaştırır
Herkesin Yükü Kendi Yolunu Ağırlaştırır
Herkesin yükü, yolu kendine ağırdır. Bu basit cümle, hayatın en çıplak gerçeğini saklar içinde. Kimse hayat denen bu yolu elleri cebinde yürüyemez. Herkesin adımları, kendi taşıdığı yükle şekillenir; bazıları ağır ağır, bazıları hızla ama hep bir bilinmezliğe doğru ilerler.
Dışarıdan bakınca bazı insanlar rahat görünebilir. Gülerler, konuşurlar, hızlı yürürler… Ama omuzlarındaki yükün ağırlığı çoğu zaman görülmez. İnsan, en çok anlatamadığını taşırken yorulur; sessiz kaldıkça yorgunluğu büyür. Yalnızca yürüyen kendini bilir, yolda düşen kendini hisseder. Kimse başka birinin yükünü taşıyamaz; herkes kendi acısına, kendi sorumluluklarına, kendi kayıplarına gömülüdür.
Hayat adil değildir, ama bir tür netlik taşır. Kimseyi boş elle yola çıkarmaz. Herkesin eline, omuzuna ve kalbine, neye ihtiyaçları varsa verilir: Kimine sabır, kimine kayıp, kimine yalnızlık. Ve çoğu zaman bunu başkalarının gözleri görmez. Çünkü en ağır yükler görünmeyendir. İnsan, görünmeyeni taşımayı öğrendikçe büyür, olgunlaşır, güçlenir. Ama bazen kırılır da… Kırılan, düşen, duraklayan herkes kaybolmaz; sadece yeniden yürümek için nefes toplar.
Bu yol yalnızlıktır. Kimi zaman gürültü içinde sessiz kalırsınız, kimi zaman sessizliğin ortasında fırtınalar kopar. Ve o fırtınayı dışarıya değil, kendi içinde hissedersiniz. İnsan her adımında seçimler yapar; kimi zaman vazgeçer, kimi zaman direnç gösterir. Ama yürümek zorundadır. Çünkü yol, durmak için değil, taşımak için vardır.
Kimse eller cebinde yürüyemez. Çünkü hayat, sadece adımlardan ibaret değildir. Vazgeçişlerden, katlanışlardan, bekleyişlerden ve bazen içimize attığımız hayallerin ağırlığından oluşur. Hafif yaşayanlar belki gülüp geçer; ama ağır taşıyanlar, gerçekte bu yolun anlamını bilir. Her adım, yükle şekillenir; her durak, yükle ölçülür; her düşüş, yükle sınanır.
Ve bu yüzden kimsenin yolunu küçümsememek gerekir. Kimsenin sessizliğini hafife almamak gerekir. Çünkü herkesin içinde sustuğu bir çığlık vardır, durup durup yeniden yürüdüğü bir yokuş vardır. Herkesin kendi dünyasında bir savaş vardır. Eller cebinde yürüyen yok; sadece yükünü saklayanlar var.
Bu yazıyı okuyan bir daha okusun. Belki bir daha, belki üç kez. Çünkü sadece tekrar okuyan, kendi yolunun ne kadar ağır olduğunu, başkalarının yolunun ne kadar sessiz ama derin olduğunu anlayabilir. Ve belki o zaman, herkesin yükünü biraz daha fark eder, hem kendisine hem de başkasına karşı biraz daha anlayışlı olur.
Hayat böyle bir yoldur: ağır, sessiz, bazen görünmez ama her zaman gerçektir. Ve herkesin yolu kendine ağırdır.








10Beğeniler




Hybrid şeklinde göster
