Kız Meselesi

o vakitler okul bize Guantanamo
biz suçu “matematik sevmeyenler” olan
siyah önlük giymiş mahkumlardık
Escobar gibi öyle uluslararası falan değil
tamamen yerli ve milliydik
bitimiz kadar sevmiyorduk okulu
ders dediğin çapraz sorgu
teneffüs işkence molasıydı
-okul bana göre değil diye
anne-babamıza diyemiyorduk tabii
o zamanlar “bana göre değil” diye bir şey yoktu
vardıysa da
tokatla terbiye edilmişti
ama özgürlük…
terbiyenin çok üstünde bir şeydi
ve bizim için özgürlük
okuldan kaçmak demekti
bu nedenle
elimizden geldiğince ve gücümüz yettiğince
okuldan kaçıyorduk
okuldan kaçtıkça
mütemadiyen evle papaz oluyorduk
annemin elinde terlik
-kör olmayasıca gibi anlamsız beddualarının sonu
bu kez de kapıyı çarpıp
bir daha gelmemek üzere
evden kaçmakla bitiyordu
bu evden kaçmaların sonunun
annemin eliyle koymuş gibi beni buluşu ve
terliğin tabanının kaç numara olduğunu öğrettiği kısım var da
o kısmı es geçeyim
kaçmak dediğim de öyle ahım şahım bir şey değildi
sanki aramızda sözleşmiş gibi
boş bir arsa da
bir totemin etrafında toplanan Mohikanlar gibi ateş yakıp
soğuğa artistlik olsun diye geceye direniyorduk
ki biz o zamanlar kovboyları masum sığır çobanları
kızıl derilileri ise…
kafa derisi yüzen vahşiler olarak biliyorduk
bunun tam tersi olduğunun yıllar sonra farkına vardık ya
buda bizim ayıbımız olsun
Dalton kardeşlerden Avarel Dalton gibi
onca uzun boylu abinin yanın da
ben Joe Dalton gibiydim
gök gözlü
lepiska saçlı bir bücürdüm
ileriki yıllarda çoğu abiyi boyca solladım ama
konu burada benim boyum değildi
laf aramızda korkardım geceden
babam gelirdi gözlerimin önüne
mezarının bile nerede olduğunu bilmeden
yaşça benden büyük abilerin ateşin başında anlattığı
çoğu palavra olan şehir efsanelerini
uyumamak için
masal dinler gibi deliksiz dinler
o absürt hikayeler hiç bitmesin isterdim
oysa…
abiler başka hiç dertleri yokmuş gibi
çoğunlukla kız meselesini konuşur
ve her konuşmanın başı -abi var ya diye başlar
sonu -of ulan ofla biterdi
bu kız meselesi nedir acaba diye
merak ederdim
sen daha küçüksün
anlamazsın derlerdi
anlamıyordum da
mahallenin kızlarının çoğunu tanıyordum
hepsi de kedigiller familyasının
patisiz bir türüydü
abilere ne yapabilirlerdi ki
bir türlü aklım almıyordu
sonra
çok sonn raa
büyüdüm
gölgesiz
duldasız
babasız
büü yüü dümm
bıyıklarım terledi
sesim kalınlaştı
patisi bile yok dediğim kızların
patisi değil de
pençeleri olduğunu
aşk denen
o dipsiz kuyuya
bodoslama düştüğüm zaman fark ettim
o abilerin
ikide bir neden -off ulan off çektiğini
işte o zaman anladım
-off ulan off
Son Düzenleyen: Münzevi | 05 Ocak 2026 22:11.








59Beğeniler






Ağaç şeklinde