Sensiz Ankara

gece atar bu şehrin nabzı
gündüz
kessen
kan akmaz bileklerinden
bu denize çıkmayan sokaklar
bu gülümsemeyi unutmuş insanlar
gece nefes alır
kan gece akar
bu şehrin ana arterlerinden
gece olunca…
firavunun gölgesinde uyuyanlar çıkar sokağa
hepsi baştan aşağı siyah
hepsi tepeden tırnağa silah
sanırsın tam teçhizat savaşa gidiyordur
aslını araştırsan
ya küçük çaplı bir hırsız
ya bir kodamanın köpeğidir
otur dersin oturamaz
belindeki altıpatlar kıçına batıyordur
bu şehir yorgun erkeklerin
mutsuz kadınların
köhne barlarda oynaşan köçeklerin
erkekleşen kadınların
kadınlaşan erkeklerin
adamım diye gezen pezevenklerin
sokaklarda aç dolaşan köpeklerin
yeşili savunurken
maviye tecavüz edenlerin şehri
usandım…
menfaat kokan ağızların birbirine sırnaştığı
bu şehirden usandım…
bazen dişine kan değiyor öfkemin
bir şarjör mermiyi havaya boşaltır gibi
bu şehre bir güzel sövüp sayıp gitmek istiyorum
gemileri yakmakta neymiş...
ben limanları ateşe vermek istiyorum
kısaca
ne benden köy olur artık
ne bu şehirden kasaba
kasaba dedim de aklıma geldi
bilirsin çok severim
turkuaz bir denizle kucaklaşmış
balkonlarından begonviller fışkıran o sahil kasabalarını
özellikle Antiphellos’u
ki sen yanımda olsan
denizi olmayan bir dağ köyüne
kırk takla atarım
oysa yoksun…
ve ben her gece siyah çelenkler bırakıyorum
bu şehrin anıtsal giriş kapılarına
köprülere illegal bir pankart gibi senin adını asıp
bu resmi binaların gri duvarlarına
senli şiirler yazıyorum
parmaklarım kanaya kanaya
demem o ki…
meydanlarına havuz yapıp
parklarına suni göl inşa edip
bu şehre boşuna harcamasınlar para
deniz değil
okyanus bile getirseler
sensiz…
hep çöl Ankara








11Beğeniler





Normal
