Sakarlık mı, Dikkatsizlik mi?
Sakarlık mı, Dikkatsizlik mi?
Bir şey elinden düşer.
Ayağın takılır.
Aynı cümleyi iki kez söylersin.
Bir işi yarım bırakır, sonra geri dönersin.
Ve etraftan hemen aynı tepki gelir:
“Ne kadar sakarsın.”
Ama gerçekten öyle mi?
Sakarlık çoğu zaman görünen kısımdır.
Altında yatan ise çoğu kişinin fark etmediği bir şeydir: dikkatin dağılması.
İnsan yalnızca eliyle değil, zihniyle de yürür bu hayatta.
Zihin doluyken beden hata yapar.
Bazen insanın aklı geçmiştedir.
Bitmemiş bir konuşmada,
söylenememiş bir cümlede,
yarım kalmış bir duygudadır.
Beden buradadır ama zihin başka bir yerde.
Bazen de gelecek yorar.
Olacaklar, olmayacaklar,
kaygılar, sorumluluklar,
yüklenen beklentiler…
İşte tam da bu yüzden,
bardak düşer,
kapı sert kapanır,
adımlar karışır.
Bu bir sakarlık değil,
dikkatin dağılmasıdır.
Dikkatsizlik ise her zaman umursamazlık değildir.
Aksine bazen fazla düşünmenin,
fazla hissetmenin,
fazla yüklenmenin sonucudur.
Sessiz kalan insanlar daha çok “sakar” görünür.
Çünkü içlerinde sürekli konuşan bir zihin vardır.
Her şeyi içine atanlar,
bedeniyle değil,
aklıyla yorulanlardır.
Belki de sormamız gereken soru şudur:
Gerçekten sakar mı bu insanlar,
yoksa kimsenin fark etmediği bir yorgunluk mu taşıyorlar?
Sizce bu bir karakter özelliği mi,
yoksa zihinsel bir uyarı mı?
Yorumlarınızı merak ediyorum.
Bir şey elinden düşer.
Ayağın takılır.
Aynı cümleyi iki kez söylersin.
Bir işi yarım bırakır, sonra geri dönersin.
Ve etraftan hemen aynı tepki gelir:
“Ne kadar sakarsın.”
Ama gerçekten öyle mi?
Sakarlık çoğu zaman görünen kısımdır.
Altında yatan ise çoğu kişinin fark etmediği bir şeydir: dikkatin dağılması.
İnsan yalnızca eliyle değil, zihniyle de yürür bu hayatta.
Zihin doluyken beden hata yapar.
Bazen insanın aklı geçmiştedir.
Bitmemiş bir konuşmada,
söylenememiş bir cümlede,
yarım kalmış bir duygudadır.
Beden buradadır ama zihin başka bir yerde.
Bazen de gelecek yorar.
Olacaklar, olmayacaklar,
kaygılar, sorumluluklar,
yüklenen beklentiler…
İşte tam da bu yüzden,
bardak düşer,
kapı sert kapanır,
adımlar karışır.
Bu bir sakarlık değil,
dikkatin dağılmasıdır.
Dikkatsizlik ise her zaman umursamazlık değildir.
Aksine bazen fazla düşünmenin,
fazla hissetmenin,
fazla yüklenmenin sonucudur.
Sessiz kalan insanlar daha çok “sakar” görünür.
Çünkü içlerinde sürekli konuşan bir zihin vardır.
Her şeyi içine atanlar,
bedeniyle değil,
aklıyla yorulanlardır.
Belki de sormamız gereken soru şudur:
Gerçekten sakar mı bu insanlar,
yoksa kimsenin fark etmediği bir yorgunluk mu taşıyorlar?
Sizce bu bir karakter özelliği mi,
yoksa zihinsel bir uyarı mı?
Yorumlarınızı merak ediyorum.
Kullanıcı İmzası








5Beğeniler







Ağaç şeklinde